...

Ural Aküzüm için tutkunun rengi sarı-kırmızı

Spor Materials 10 Ağustos 2017 10:37 (UTC +04:00)
Ural Aküzüm için tutkunun rengi sarı-kırmızı
Ural Aküzüm için tutkunun rengi sarı-kırmızı

Follow Trend on

Sivil toplum ve spor alanlarındaki çalışmalarıyla adından söz ettiren Ural Aküzüm için tutkunun rengi sarı-kırmızı. Türkonfed yönetim kurulunun yanı sıra Galatasaray Spor Kulübü yönetim kurulu üyeliğini de devam ettiren Aküzüm, Galatasaray’ın yeni mabedi Türk Telekom Stadyumu’nda, yeşil çimler üzerinde tutkusu olan spor aşkını konuştu.

Hayat futbola benzer. Futbol, şahsi beceri gerektirir; ancak ekip-takım çalışmasının sistemle bütünleştiği, taraftarın sürüklediği moral ve motivasyonla ve ünlü yazar Simon Kuper’in “Futbol asla sadece futbol değildir” sözünü de doğrulatır bir spor dalıdır. İstediğiniz kadar yetenekli olun, iyi bir takımınız yoksa kaybedersiniz. Bu düşünceden hareketle iş dünyasında da spor kulüplerinde olduğu gibi iyi bir takım kurmak gerektiğine inanan TÜRKONFED ve Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Ural Aküzüm, 20 yıllık iş hayatında ve sivil toplum görevlerinde edindiği tecrübelerle, ekip çalışması olmadan hiçbir şekilde başarının gelmeyeceğine inanıyor. Bu denenledir ki iş arkadaşlarını genelde takım sporları yapmış kişilerden seçmeye özen gösteren Aküzüm, “ Takım arkadaşının açığını kapatmazsan, bireysel değil kolektif düşünmezsen, ne kadar yetenekli ve skorer olursan ol maçı kaybedersin” diyerek iyi bir takımın hem sporda hem şirketlerde hem de sivil toplumda başarının ana anahtarı olduğunu vurguluyor. Türkonfed, Galatasaray’ın yeni mabedi Türk Telekom Stadyumu’nda yeşil çimler üzerinde tutkusu olan spor aşkını konuştuğu Ural Aküzüm ile futbolun sadece futbol olmadığı bir söyleşi gerçekleştirdi.

Hayatı daha kaliteli yaşamak için iş dışında neler yapıyorsunuz? Keyif aldığınız hobi ve tutkularınız için nasıl zaman yaratıyorsunuz?

Ailem ve işim dışındaki en önemli tutkum Galatasaray. Zamanımın önemli bir bölümünü, yedi yıldır yönetim ekiplerinde yer aldığım Galatasaray Spor Kulübü’ne ayırıyorum. Hem kendimizi ait hissettiğimiz armaya hizmet ediyoruz hem de Türkiye’nin en önemli markalarından biri için sorumluluk üstleniyoruz. Diğer taraftan ailemle zaman geçirmek ve müzikle uğraşmaktan da çok büyük keyif alıyorum. Klasik bir Bodrum guletim var; yaz aylarında dostlarımla zaman zaman Ege Denizi’ne açılmak, hayatıma ayrı bir renk katıyor.

“Aldığınız her karar, milyonları ilgilendiriyor”

Bir futbol kulübünün yönetiminde yer almak ile bir şirketin ya da STK’nın yönetiminde yer almak arasında fark olsa gerek?

STK’lar tematik bazda üyelerinin ve toplumun çıkarlarını koruyan kuruluşlardır. Türkiye’nin en yaygın işdünyasıs örgütü TÜRKONFED’deki yönetim kurulu üyeliğim dışında Amcham ve DEİK gibi iş dünyası örgütlerinde muhtelif görevlerim var. Fakat spor kulübü yöneticilği bambaşka bir kavram. “4 Büyükler” aynı zamanda halka açık birer şirket; yöneticilik yaptığım kulüp iştirakimiz Galatasaray Sportif A.Ş. Türkiye’nin en büyük 100 halka açık şirketlerinden biri. Burada büyük bir ekonomi ile milyonların duygusu var. Bunları ahenk içinde yönetmek, sporun içinden gelmek ve spor kulübü yöneticiliğinde mesafe almak kadar ekonomi, hukuk, sosyal psikoloji bilgisi gerekiyor.

Kulüpte dört farklı başkan ile muhtelif görevler üstlendim. Birçok şey yaşandı. Medya, taraftar, camia, kamuoyu baskısı altında yıpratıcı süreçler de oluyor. Sağlam ve moralli olmak, kriz yönetimi yapmak ve popülizme kaymak gerekiyor. Sonuçta aldığınız her karar milyonları ilgilendiriyor. Diğer taraftan kulübün menfaatlerini korumak da hepimizin görevi.

Liverpool Teknik Direktörü Blly Shankly, “Futbol bir ölüm-kalım meselesi değildir. Ondan çok daha önemlidir” demişti. Peki ya sizin için futbol ve özelde Galatasaray aşkı ne ifade ediyor?

Elbette spor yapmak kadar taraftar olmak da adrenalin salınımına neden oluyor. Galip geldiğimizde moralimiz yükseliyor; iş toplantılarımız da aile hayatımız da daha iyi geçiyor. Galatasaray’ın kötü bir neticesi allak bullak edebiliyor. Burada taraftarlık ve arma aşkının irrasyonel bir şey olduğunu söylemek gerek. Ancak sorumluluk makamındakiler için spor kulüplerinin yönetimi; profesyonel, uzun vadeli ve soğuk kanlı bir çerçevede olmalı. Bugün spordaki ekonomik büyüklüklere baktığınızda duygularla hareket etmenin mümkün olmadığını görürsünüz. Bizde dernek yapıları var. Artık şirketleşme ile ekonomik büyüme ve rasyonel yönetim gereksinimi dönemi başladı. Ama Türk futbolunda zihinsel ve yapısal anlamda hala bocalama olduğunu düşünüyorum.

“Maç izlerken kültürel farklar ortadan kalkıyor”

Futbol, tek başına değil bir grupla birlikte izlendiğinde keyif alınan spor dalı. Dostlarınızla, arkadaşlarınızla maça gitmeyi sever misiniz? Size özel bir toteminiz var mı?

Tabii ki dostlarla maçları seyretmek çok keyifli. Gol anında birbirine sarılma, o kardeşlik duygusu, sınıfsal ve kültürel farklın ortadan kalkması harika şeyler. Rakip takım yöneticisi veya taraftarı olan arkadaşlarla espriler de bu işin bir parçası. Bir araya geldiğimizde elbette bu tip şakalaşmalar oluyor. Totem olarak maç esnasında koltukta yer değiştirme, tespih çevirme gibi uygulamalarım var.

İş dünyasında da spor kulüplerinde olduğugibi iyi bir takım kurmak gerekiyor. Her iki dünya arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz? Takımlarınız seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

20 yıllık iş hayatımda da sivil toplum görevlerimde de şunu gördüm, ekip çalışması olmadan hiçbir biçimde başarı olmuyor. Bu nedenle iş arkadaşlarımı genelde takım sporları yapmış kişilerden seçmeye çalışıyorum. Basketbol oynamış birisi bunu bilir; takım arkadaşının açığını kapatmazsan, sen ne kadar yetenekli ve skorer olursan ol maçı kaybedersin. Takım sporlarında bireysel değil kollektif düşünmezsen kazanman mümkün değil. Sporun bu yönünü iş hayatında hayati önemde buluyorum. İyi bir takım hem sporda hem şirketlerde hem de STK’larda başarının ana anahtarıdır.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de spor, endüstriyel bir kimlik taşıyor mu? Siz bu duruma nasıl yorumluyorsunuz?

Türkiye ulusal ölçekte, özellikle futbol ve basketbolda dünyanın büyük ekonomilerinden biri. Bu alanda dinamik Türk ekonomisi ve sponsorluk ilişkilerinin yanı sıra özel televizyonların hayata geçmesiyle naklen yayın ihaleleri ve gelirleri futbolun gelişmesini de beraberinde getirdi. Elbette bir endüstrinin kültürü olması lazım. Türkiye’de yerleşik bir spor kültürü var mı? Bu konuda istediğimiz noktada olduğumuzu düşünmüyorum. Türkiye, her yıl 1,3 milyon çocuğun dünyaya geldiği bir ülke, ancak kendi çocuklarımızı sporcu olarak yetiştiremiyoruz. Olimpik bir toplum değiliz, kazanmak kadar kaybetmeyi de bilmiyoruz. Bu kültür çocuk yaşta, ana sınıfından başlanarak verilmesi gereken bir kültür. Tesisleşme, alt yapı, iyi hocalar bu işin en önemli ayakları. Bu anlamda, Galatasaray’ın tesisleşme hamlesini gerçekleştirmeye odaklandığımızı söyleyebilirim. Kamu da konuda bir atak yaptı ve ülkenin yer yerinde spor tesislerinin sayısı artıyor. Bunun meyvelerini iki kuşak sonra alacağımızı düşüyorum.

Ural Aküzüm'ün spor yöneticiliği kariyeri

Hukukçu ve sporsever olarak daha çok idari konularda genç yaştan itibaren kulüp içinde görevler üstlenen Aküzüm, genel kurul divan heyetlerinde defalarca görev üstlenmiş, yazılar ve raporlar kaleme almış bir isim. Oy sayım memuru ve sandık görevlisi olarak dahi görev yapan Aküzüm, Galatasaray Spor Kulübü'nde dört başkan döneminde tüzük komitesi üyeliği, denetim kurulu, basketbol şubesi, hukuk işleri, amatör sporlardan sorumlu yönetim kurulu üyesi görevlerinde bulundu. Galatasaray dışında, geçmişte alt liglerde yer alan, doğduğu toprakların takımı olan Karsspor yönetiminde, muhtelif spor federasyonlarının (TFF, TBESF,TTF) yönetim, hukuk gibi kurallarında da aktif olarak yer aldı. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi olan Aküzüm, halen Türkiye'nin önemli tenis kulüplerinden Taçspor'un başkanlığını yürütüyor.

"Sosyal medya, spordaki sevgi ortamını baltalıyor"

"Tribün kültürü, sporun toplumsal ve ekonomik hayattaki dönüşümü ile değişiyor. 20 yıl önce daha eski, bakımsız statlar vardı ancak tribün ve taraftarlarda daha karşılıksız bir sevgi, sabır, çok güzel tezahüratlar vardı. Bu işin ekonomisi büyüdükçe artık taraftar da değişti. Bana göre sosyal medya da spordaki sevgi ortamını geriye götürüyor. Taraftar sporun ana unsuru, sahada mücadele eden sporculara maç sırasında destek olmak da taraftarlığın gereği. Onlar sayesinde statlar doluyor. Ama hayatın her alanında hepimizin hem hakları hem de sorumlulukları var. Holiganizm Türkiye'de 6222 Sayılı Kanun ve Pasolig uygulamasıyla bir ölçüde zapturapt altına alınmaya çalışılıyor. Margaret Thatcher İngiltere'de 1980'li yıllarda Heysel Faciası sonrası bunu bitirebilmişti. Bu örnekten yola çıkarak holiganizm ve şiddetle başa çıkmak için hepimize önemli görevler düşüyor."

URAL AKÜZÜM KİMDİR?

Spor adamı ve işadamı olmasının ötesinde Azerbaycan asıllı olan ve Azeri kimliğini her şekilde öne çıkaran Aküzüm baba tarafından tarafından Dağlık Karabağ Şuşa Bölgesinden gelen Aküzüm ailesinden Hacı Ahmet Aküzüm'ün torunu, anne tarafından da Azerbaycan'lı hakim Tahir Mihmandarlı'nın torunu ve General Mehmandarov'un soyundan gelmektedir.

Dayısı merhum Bulut Mehmandarlı Washington DC Voice of America Azerbaycan servisi başçısıydı. Aküzüm Azerbaycan devletine hizmet etmiştir, prezidentin aparatı olan Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin İstanbul'da danışmanı olarak çalışmıştır. Azerbaycan Dışişleri bakanlığından Elin Süleymanov, Khazar İbrahim, Hafız Paşayev gibi isimleri İstanbul'da konuk etmiştir. Hocalı soykırımı, Dağlık Karabağ'ın Ermeniler tarafından işgali ve uluslararası hukuktaki Azerilere yönelik insan hakları ihlalleri ile ilgili toplantılar da tertip etmiştir.

Azerbaycan kökenli Doç. Dr. Ural Aküzüm Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra Fransa'da Montpellier Üniversitesinde "Siyasi ve İdari Bilimler" ve Marmara Üniversitesi'nde hukuk eğitimi görmüştür. Aküzüm, kamu hukuku alanında doktorasını tamamlamıştır. Üniversite öğretim üyesi olan Aküzüm muhtelif şirketlerde hissedar, Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyesi olarak görevler üstlenmektedir. Sivil toplum ve iş dünyası örgütlerinde (Bilgi Üniversitesi - Bilgi Eğitim Kültür Vakfı, TÜRKONFED , AmCham Turkey, DEİK, Galatasaray Eğitim Vakfı) yönetim kurulu, mütevelli heyeti, denetim kurulu üyelikleri gibi bazı görevler üstlenmiştir. Spor alanında da muhtelif görevler üstlenmiş olan Ural Aküzüm, Galatasaray Spor Kulübü'nde 4 başkan döneminde tüzük komitesi, Denetim Kurulu üyeliği, Basketbol, hukuk işleri, amatör bazı sporlardan (binicilik, tenis, tekerlekli sandakye basketbol) sorumlu Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Halen Galatasaray'ın futbol faaliyetlerini sürdürdüğü halka açık Sportif A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. Geçmişte 3. ligde yer alan Karsspor yönetiminde, muhtelif spor federasyonlarının (TFF, TBESF, Türkiye Tenis Federasyonu) yönetim, hukuk vb. kurullarında da görev yapmıştır. Halen Türkiye'nin önemli tenis kulüplerinden Taçspor'un Başkanlığını yürütmektedir. "Haklar, Sorumluluklar ve Katılımcı Demokrasi", "Kamu Hukuku Açısından Vakıf Üniversiteleri" ve "Medya Etiği" başlıklı 3 kitabı ve muhtelif makaleleri yayınlanan Aküzüm Fransızca, İngilizce ve Azerice bilmektedir, evli ve bir çocuk babasıdır.

(Kaynak: TÜRKONFEDBİZ Dergisi)

Etiketler:
Son Haberler

Son Haberler