Davutoğlu: Başbakanlığı bıraktım ancak siyaseti bırakmadım

Davutoğlu: Başbakanlığı bıraktım ancak siyaseti bırakmadım

Habertürk'ten Kübra Par'a konuşan Davutoğlu görevi bıraktıktan sonra yayınladığı “Medeniyetler ve Şehirler” adlı kitabının çıkması vesilesiyle dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Görevi bıraktıktan sonra ilk kez konuşan Davutoğlu "politika konuşmak istemediğini, yalnızca Kitapla ilgili soruları yanıtlayacağını söyledi ve “Siyasi sorulara cevap vermek için daha çok vakit var. Başbakanlığı bıraktım ancak siyaseti bırakmadım. Ama bırakın bu seferlik sadece kitabı konuşalım” dedi.

Başbakanlık’tan ayrıldıktan çok kısa süre sonra yeni kitabınız çıktı. 1-2 hafta içinde mi yazdınız yoksa!

2002 yılında başdanışman olduğumda 4-5 kitap projem vardı. Hayatımın akışı değişince o projelerin çoğu kaldı. Osmanlı tarihinin nasıl oku­nacağına dair bir çalışmam vardı. Tarihi Derinlik adını vereceğim kitabıma mukaddime gibi ola­caktı. Bir bölümü şehir ve medeniyet üzerineydi. Baktım çok iyi seyreden bir bölüm oldu, ayrı bir kitap olarak yayımlamaya karar verdim. Bu kita­bın yüzde 80’ini uçakta yazdım. İlk bölümdeki şehirlerle tanışma hikâyelerimi son 4 ay içinde yazdım. Teorik kısmı çok önceye dayanıyor

Başbakan olmamak nasıl bir duyguymuş? Siyasetin zirvesindeyken şimdi sade bir milletvekilisiniz. Boşluk hissediyor musunuz?

Herhangi bir vazifeyi ya da mesleği hayatınızın esası kabul ederseniz, ayrılınca boşluğa düşersiniz. Ama hayatınızın esasını anlam dünyanıza oturtmuşsanız, meslek ve makam sadece o anlam dünyasının bir parçasıysa, öyle hissetmezsiniz. İnsanoğlunun varoluşsal anlamda en önemli anları, bitiş ve başlangıcın buluştuğu anlardır. 22 Mayıs kongresi sonrası bitişle başlangıcın kesiştiği noktadaydım. Hâlâ siyasetin içindeyim. Kopmadım. Hiçbir şevk kaybı hissetmiyorum. Çok yoğun bir devlet temposu vardı. Bir tek o anlamda yoğunluğum azaldı. Hayatta en güçlü insan kendisiyle barışık olandır.

Günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?

Kontrollü. İrademi kullanmanın mutluluğunu hissediyorum. Kendi programımı yapıyorum. Sahurdan sonra uzun süre okuyorum, yazıyorum. Başbakanlığı bıraktığımdan bu yana öğleden sonraki tüm mesaim kabullerle geçiyor. İstanbul’a geldiğimde öğrencilerimle buluşuyorum. Aileme daha fazla vakit ayırıyorum. Sare Hanım, Mehmet ve Hacer ile evde derse başladık.

Ne dersi?

Hayat dersi gibi. Hacer, kendi yazdıklarını okuyor. Mehmet, yaşadıklarını aktarıyor. bugünlerde daha çok Ramazan üzerine sohbet ediyoruz. Buna vakit bulabilmek o kadar güzel ki!

Yeni durumu evdekiler nasıl karşıladı?

Ayrıldığım gecenin sabahı küçük kızım Hacer bir metin getirdi. “9 sene önce Ankara’ya geldiğimizde babamın ‘Her şeye alışabilirsiniz ama bu makamlara alışmayacaksınız’ demesinin sebebini şimdi anlayabiliyorum” diye yazmış. Hacer, mekâna parçası gibi bakar. İstanbul’dan ayrılmaktan hiç memnun olmamıştı. Ama Ankara’da çok sevdiği mekânlar ve dostluklar edindi. Şimdi bu ayrılık hüznü dışında son derece memnun, onunla daha fazla vakit geçirmemden mutlu oluyor.

Günleriniz daha çok nerede geçiyor? İstanbul ağırlık kazandı mı?

Görevden ayrılmanın getirdiği doğal bir akış vardı. 22 Mayıs’a kadar görevimi sürdürdüm. 22 Mayıs’tan sonra Ankara’da biriktirdiğim kitaplarımı taşıma telaşı oldu. Çok sayıda ziyarete gelenler oldu. Geçen hafta itibarıyla İstanbul’a döndüm. Bundan sonra hayatımın genel akışı İstanbul’da olacak. Meclis faaliyetlerinin gerektirdiği ölçüde haftada 1-2 gün Ankara’ya gideceğim.

Hocalığa geri dönecek misiniz?

Ben hocalığı hiç terk etmedim. Ankara’da da o havayı tattığım bir atmosfer vardı. Çok az insana nasip olan bir tarihi şans bana nasip oldu. Yoğun bir teorik birikimden sonra devlet pratiği birikimim oldu. Bu tecrübeyi anlayan bir grup öğrenciyle çalışmalar yapmayı düşünüyorum. Yetişmiş öğretim üyelerinden ve devlet hayatında pratik tecrübe kazanmış arkadaşlardan oluşan özel bir grupla tecrübeler ışığında ülke ve millet olarak yaşadığımız sorunların çözümüne yönelmeyi, açılım ihtiyacı duyulan temel konularla ilgili fikri temrinler yapmayı istiyorum. Üniversite de ders vermeyi düşünüyorum. Öğrencilerden çok sayıda mesaj alıyorum, akademik hayata dönmemi istiyorlar.

‘ŞEHİRDE SIĞINDIĞIM GİZLİ YERLER VARDI’

Kitabınızda “Şehirler medeniyet idraklerinin mekâna yansıyan formlarıdır. Medeniyetleri kuran parametrelerin tarihi, siyasi ve sosyal zemindeki tezahürleri şehirlerde ortaya çıkar” diyorsunuz. Medeniyetler ve şehirler arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

İstanbul’da yetişmiş olmak, insana böyle bir kitap için yeterli idrak ve algı veriyor. Bu yüzden kitapta da “İstanbul benim hocam­dır” diyorum. Çocukluğumdan beri şehir ve medeniyet arasındaki irtibatı yaşaya­rak gördüm. İstanbul Lisesi’nde yatılı oku­dum. Çarşamba günleri 2 saat dışarı çıkma iznimiz olurdu. Gülhane Parkı’na giderdim. Topkapı Sarayı’nı ve Boğaz’ı seyrederek bir şeyler okurdum. Boğaziçi Üniversite­si’ne girdiğimde sığındığım gizli yerler vardı. Rumeli Hisarı’nın dibinde, Aşiyan kapısının tam karşısına geçerdim. Oradaki bir kavu­ğun üzerinde saatlerce okur ve yazardım. Bunlar bir biri­kim oluşturdu. Köklü bir kül­türün parçası olduğunuzu idrak edince önünüze soru­lar geliyor. “Medeniyetler mi şehirleri doğurmuştur, şehir­ler mi medeniyetleri doğur­muştur?” sorusu çok tartışılır mesela. Ben ikisinin de oldu­ğunu göstermeye çalıştım. Medeniyet kuran şehirler var. Roma, Medine ve kısmen Atina gibi... Medine şehri Hz. Pey­gamber tarafından dönüştürü­lüp kurulduğunda İslam medeniyeti doğdu. Sonrasında her İslam şehri Medine’ye ben­zedi. Eksen şehirler oluştu. Bir de medeniyetin kurduğu şehirler var. Bağdat, Abbasi Halifesi tara­fından fermanla kuruldu. Göçle ya da kültürel etkileşimle aktarı­lan şehirler var. Buhara, Konya, Üsküp 3 ayrı şehir ama sokak­larına girdiğinizde aynı şeyi hissediyorsunuz. Medeniyet tarafından tasfiye edilen şehirler var. İskender çok sayıda şehir kuruyor ama Persapolis’i yıkıyor. Hayali şehir haline dönüşen şehirler de var. Sela­nik, Cordoba gibi... Marakeş, medeniyetin coğrafyayla bütünleştiği yerdir. Timbuktu’ya gittiğimde Büyük Sahra’nın ortasındaki o şehrin Marakeş’le nasıl bir hat oluşturduğunu gördüm. Jeokültürel Kuşaklar üzerinde şehirleri anlattığım yerler de oldu. Şehri keşfeden kendini de keşfeder...

Kitapta sıklıkla “Ben idraki” kavramından söz ediyorsunuz...

Ben idraki benim doktora tezimden itibaren siyasal ve tarihi bilinci oluşturan temel idrak olarak geliştirdiğim bir kavramdır. Kastettiğim insanın varoluşuyla ilgili idrakinin bir medeniyet formuna dönüşmesi. Mesela neden Roma ve Medine iki idrakin ürünü? Biri neden görkemli ve insanı ezen bir haşmetken, diğeri mütevazı ama tevazünün içinde görkeme sahip? İnsanoğlunun hayata bakışıyla şehirlerin oluşumu arasında bir irtibat var. Elhamra’da o güzel sarayın her bir köşesinde niye “La galibe illallah” ifadesi yerleştirilmiştir? Bu bir idraktir. “Allah’tan başka galip yoktur”. Yani “Sakın ola ki bu sarayda bu görkemin sana ait olduğunu zannetme” diyor. İşte bu bir idraktir. Ben idraki dediğimde insanın varoluşuyla ilgili idrakinden söz ediyorum.

Medeniyetlerin ‘ben idraki’nden kastım da medeniyet kurucu o idrakin oluşumudur. Mekke’den Medine’ye giden insanlar çok eğitim almış, büyük tarihi tecrübelerden geçmiş değildi. Sıradan insanlardı ama öyle bir idraki taşıyorlardı ki önce Medine’yi kurdular. Sonra Medine’yi örnek alan Kaşgar’dan Kurtuba’ya kadar bütün şehirlerin idrakini dokudular. Ya da Makedonya’dan İskender’le yola çıkanlar Pers medeniyetinden daha az birikime sahiptiler. Ama öyle bir serüven yaşadılar ki bugün bile adı İskender’le anılan şehirleri tespih tanesi gibi dizdiler. Bu bizim için de geçerliydi. Konya’da doğduğum için orayı ruhumun parçası olarak görürüm. Buhara’da ya da Saraybosna’da da Konya’nın havasını alırım. İşte bütün bu görünenin arkasındaki idrak ne? Bütün akademik çalışmalarımda bunu sorguladım. Bu da beni “medeniyetlerin ben idraki” çalışmasına götürdü. Kendinizi nasıl idrak ettiğiniz ile dışarıda şehri nasıl inşa edeceğiniz arasında bir ilişki var...

‘BAŞBAKANLIĞIM DÖNEMİNDE İSTANBUL’DAKİ YAPILAŞMAYA HEP ELEŞTİREL YAKLAŞTIM’

Yurtdışında ilk gittiğiniz şehir Londra’ymış. Ne hissetmiştiniz?

Romanlardan ve İstanbul Lisesi’nde okuduğum Batı klasiklerinden dolayı Batı kültürüne aşinalığım vardı. Londra ilk göz ağrım olarak beni hâlâ etkiler. Piccadilly Circus’u Taksim Meydanı’yla karşılaştırırım. Londra İstanbul’a göre daha mekanik, daha düzenlidir ama İstanbul kadar insanı kuşatmaz. Çocukluğum Fatih, Fener ve Balat’ta geçti. Kilise, havra, camii bir aradaydı. Asırlardan beri oraya gelen rüzgarın kültür ahengini hissederdim. Londra bana çok tek tip geldi. Bir şehrin, şehir sınavından geçmesi için 1000 yılı devirmesi lazım. Londra, İstanbul’a göre çok yeni bir şehir.

Ama 1830’lardan beri açık olan bir şemsiye dükkânını görünce etkilenmiş, İstanbul’un tarumar edilen şehir geleneği için hüzünlenmiştim diyorsunuz...

Kökleri yeni olan ama geleneği koruyan Londra ile kökleri derin olan ama geleneği tasfiye ederek büyümeye çalışan İstanbul arasındaki zıtlık bana ızdırap vermişti.

Peki, İstanbul’un bu tarumarından kimler sorumlu?

İstanbul’da geçmişten bu yana kadim bir şehir geleneği var. Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren başlayan, özellikle Mimar Sinan’la şekillenen kadim bir mimarisi var. 19 yüzyıl’da akslara doğru yayılmaya başladı ama o dönem de belli bir uyum içinde gelişti. Ne var ki İstanbul’un modernite ile karşılaşması esnasında modern bir şehir yaratmak adına köklü şehrimize hoyratça davrandık. Bu tek bir dönemde olmadı. Cumhuriyetin ilk yıllarında vakıf eserlerinin depolara, ahırlara koyulmasından başlayan, yüzlerce caminin, sebilin, medresenin, külliyenin başka amaçlarla kullanılıp, tahrip edildiği bir dönem var. Modernite adına Vatan ve Millet caddelerinin açılması esnasında kaybettiğimiz eserler var. İstanbul gibi organik bir şehri Paris gibi mekanik bir şehre dönüştürmeye çalıştığınızda organik hayat yok oluyor. Şimdi ise İstanbul, moderniteden küreselleşmeye geçme aşamasında. Köklü ve kadim tarihe sahip olan, moderniteyle yüzleşmiş ve tahribatını görmüş olan, küresel bir şehir olma iddiası taşıyan yegane şehir İstanbul’dur. Bu üçünün aynı anda gerçekleşmesi İstanbul için çok ağır bir yük. Başbakanlığım döneminde hemen hemen her konuşmamda, bizim dönem de dahil olmak üzere İstanbul’un tarihi dokusunun tarumar edilmesine isyan ettim. Başbakan olarak bu konuda toplumsal duyarlılık oluşturmaya çalıştım. Önüme gelen her projede belediye başkanlarına İstanbul’un ne kadar korunduğunu sordum. Özellikle “Tarihi İstanbul’da, Eyüp, Üsküdar ve Galata’da tek bir taş oynayacaksa haberimiz olacak” dedim. Yeni teknolojiler aldatıcı olabiliyor. Animasyon ile bir proje getiriyorlar ama o hayal dünyasının tarihi dokuya oturtulması esnasında doğabilecek faciayı düşünmüyorlar. İktidarımızın ilk yıllarında Haydarpaşa’ya yedi gökdelen projesi getirdiler. Güya İstanbul’un yedi tepesiyle anoloji kuruyor. O projeye karşı çıkmıştım. Mimari olarak yaratıcı gelebilir ama Marmara’dan ya da Karadeniz’den tarihi yarımadaya gelirken Süleymaniye’yi, Ayasofya’yı o tarihi silüeti ezen her şey İstanbul’a zulümdür. İstanbul küreselleşmeyi tarihi dokuya zarar vermeyecek bir hattın dışında gerçekleştirmelidir. Ben hep bunu savundum. Maslak bile bana şehre çok yakın gelmişti. İstanbul’un gerek Kocaeli gerekse Tekirdağ hattında gelişebileceği alanlar vardı. Bunu yapmak yerine şehrin yakınında tarihi dokuya hançer gibi saplanan Gök Kafes, 16-9 gibi projeler yapıldı. Tek başına ele alındığında fonksiyonel ve faydalı görünen bu projeler o topografyanın içinde zulme dönüşüyor. Başbakanlığım döneminde bu konuya hep eleştirel yaklaştım. İstanbul çok hızlı gelişen bir şehir. Bu şehrin ihtiyaçlarına cevap verirken ama dokusunu kaybetmesine izin vermemenin yolunu bulmalıyız.

Diyarbakır demişken ‘Sur’u Toledo yapacğız” sözünüz tartışma yaratmıştı...

O sözüm istismar edildi. Toledo’nın aslı Endülüs şehridir. Toledo’nun özel dokusunu korumak için kanun bile çıkarıldı. Sur’un da Toledo gibi korunmasını kast etmiştim. Tarih bilgisi olmayan, Toledo’yu sadece faşist dönemle bilenler sözlerimi yanlış yere çektiler.

Bir İranlı general daha Suriye'de öldürüldü!
Bir İranlı general daha Suriye'de öldürüldü!
İki depremin vurduğu mahallede sağlam ev kalmadı
İki depremin vurduğu mahallede sağlam ev kalmadı
Koronavirüsle ilgili peş peşe kötü haberler
Koronavirüsle ilgili peş peşe kötü haberler
Loading Bars
Son Haberler
Dışişleri: Yukarı Karabağ bölgesindeki gayrimeşru seçimleri tanımıyoruz
Boris Johnson'ın corona virüs testi pozitif çıktı
Bakan Çavuşoğlu: Yurt dışında 32 vatandaşımız virüsten hayatını kaybetti
Sağlık Bakanlığı'ndan yeni corona virüs kararı!
Türkiye'nin koronayla mücadelesinde sıcak gelişme!
Azerbaycan’da yeni petrol yatağı bulundu
İbrahim Kalın'dan Koronavirüs açıklaması
Ankara’ya inen uçaktakiler corona virüs karantinasına alındı!
Formula 1'de yeni sezon heyecanı başlıyor!
Çin’deki ölümcül salgında son rakamlar şaşırttı
KKTC Sağlık Bakanı açıkladı: Alman turistte corona virüs tespit edildi
Fuat Oktay'dan 'Milli ilaç' vurgusu
Bir İranlı general daha Suriye'de öldürüldü!
Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim'den Türkiye'ye destek
33 askerin şehit edilmesinin ardından İsrail'den flaş açıklama
Yunanistan'da mülteci paniği!
Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara dışındaki tüm programlarını iptal etti
THY, koronavirüs nedeniyle Nahçıvan uçuşlarını durdurdu
Corona virüs bir ülkeye daha sıçradı
Erdoğan'dan son dakika patriot açıklaması
Dışişleri'nden Hocalı mesajı
20. yüzyılın en kanlı faciası Hocalı Soykırımı'ndan 28 yıl geçiyor
Erdoğan: Rusya inkar ediyor! Koronavirüs için önemli açıklama
Ermenistan ordusu Azerbaycan askerini şehit etti
İki depremin vurduğu mahallede sağlam ev kalmadı
Koronavirüsle ilgili peş peşe kötü haberler
Dünya devlerini geride bırakan THY rekora uçacak!
Erdoğan'dan son dakika açıklaması: 'An meselesi!'
İstanbul'da sabaha karşı korkutan yangın!
Türkiye'den Yunan'a sert tepki: Batı Trakya Türk'tür Türk kalacak
Gül:Tercihim parlamenter sistemden yana
Serdar Ünsal, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan’a gereken cevabı vermiştir
Türkiye'nin yüzde 52,4'ü mutlu, yüzde 70'i umutlu
Çanakkale Boğazın'da korkutan görüntü! Ne olduğu daha bilinmiyor
Sağlık Bakanı Koca duyurdu: 8 bin 844 sözleşmeli personeli alıyoruz
14 günlük karantina sona erdi! Sonuçlarında da virüs çıkmadı
Cumhurbaşkanı Erdoğan :Türkiye - Pakistan arasında hakiki bir kardeşlik vardır
Koronavirüs dünyayı sarsıyor
Tüpraş 2019'da 236 milyon dolar yatırım, 29.2 milyon ton satış yaptı
Markette kalp krizi geçiren AK Partili Başkan hayatını kaybetti
'Hayalet Şehir' Kapalı Maraş için tarihi adım
Zorlu Enerji Kazakistan'a şube açıyor
Dolar kritik seviyenin üzerinde
İstanbul'da dev operasyon: 44 gözaltı
SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov: 2019 bizim için yatırımlarımızın sonuçlarını almaya başladığımız bir yıl olarak özel bir öneme sahip (ÖZEL)
“Kapan-5 Gabar Operasyonu” Başlatıldı
Türkiye'den Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a çok sert tepki
35 Türk ve 10 Azerbaycan vatandaşı, Çin'den 'Koca Yusuf'la tahliye edilecek
METRO İSTANBUL SANAYİ VE TİCARET A.Ş açık ihale usulü ile ihale edilecektir
Akdeniz'de en büyüğü 5.4 olmak üzere 11 deprem meydana geldi
Türkiye de alarmda! Koronavirüs ile ilgili korkutan gelişme
Cumhurbaşkanı Aliyev'den, Erdoğan'a başsağlığı mesajı
Diyarbakır belediyesi mali hizmetler müdürlüğü akaryakıt satın alacaktır
Cumhurbaşkanlığı'ndan deprem açıklaması: Yaralar en kısa zamanda sarılacak
THY, Elazığ ve Malatya biletlerini ücretsiz değiştirecek
Ermenistan Azerbaycan cephe hattında ateşkesi ihlal etti
İstanbul'da 6 teknede yangın
Elazığ’da 6,8 büyüklüğünde deprem! AFAD: 20 kişi hayatını kaybetti
Zehra Zümrüt Selçuk, memur emeklilerinin maaş farklarının ödeneceğini duyurdu
Ankara'da peş peşe depremler.. 4.5 ve 3.8'in ardından 3.6'lık deprem
Türkiye'den Yunanistan'a sert mesaj: Bu bir tehdit değil ama...
Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim AKŞAM için yazdı: Bağımsızlığa giden yolda kanlı 20 Ocak olayları
Azerbaycan'da “Kanlı Ocak” olaylarının 30. yıl dönümü anılıyor
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: "AB'nin Türkiye'ye yaptığı büyük adaletsizlik"
Erdoğan dünyaya duyurdu: Biz de ABD'ye yaptırım uygularız
Hocalı katliamı Azerbaycan’a karşı olduğu gibi bize karşı da işlenmiş bir insanlık suçudur- Mustafa Şentop (ÖZEL)
Türkiye ve Azerbaycan’ın Enerji Diplomasisindeki Başarı Örneği: TANAP
Şenocak: “Türk Konseyi önümüzdeki dönem daha da güçlendirilerek Dünya’da önemli bir güç merkezi haline gelecektir”
Başkan Erdoğan'ın Bakü ziyaretinden ilk kareler
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyareti öncesi açıklamalarda bulundu
Devlet Bahçeli MHP Genel Merkezi'nde
İbrahim Kalın'dan operasyon mesajı!
"Terör örgütünü NATO’ya aldınız da benim mi haberim yok"
AB'den Türkiye'ye yaptırım kararı! İşte Reuters'ın sızdırdığı liste
Erdoğan kritik toplantıda talimatı verdi!
NATO, Rusya'ya karşı hazırlanıyor
TÜRKSOY, Rusya'da "Doğu'nun Müzik Efsaneleri" konserleri düzenledi
Azerbaycan Milli Lideri Haydar Aliyev'in 96. doğum günü
‘Mahalle meclisleri’ yeniden devrede...
“OŞ - 2019 TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ” MUHTEŞEM TÖRENLE AÇILDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan kurulları topluyor
Ermenistan Azerbaycan cephe hattında ateşkesi ihlal etti
Çavuşoğlu: Macron'un kararnamesi AİHM kararlarını ihlal ediyor
TÜRKSOY Nevruz kutlamaları Avrupa Başkentinde
Aygün Samedzade'nin besteleri , TRT AVAZ'ın 10. kuruluş yıl dönümünde (FOTOĞRAF / VİDEO)
Mustafa Şentop: TBMM CAMİİ YIKILMAYACAK, BEN BEĞENİYORUM
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan müjde üstüne müjde
Türkiye'den ABD'nin S-400 Tehditlerine Cevap
Dev Köpek Balığı: 2.5 Metre Boyunda !
Yunanistan`ın tahvil ihracı yolu açılıyor
Babiş: Hocalı katliamı soykırım olarak tanınsın
Türkiye Dışişleri Bakanlığı 26 Şubat 2019, Hocalı Katliamının 27. Yıldönümü
Tarihin kara lekesi: Hocalı Katliamı
20. yüzyılın en kanlı faciası Hocalı Soykırımı'ndan 27 yıl geçiyor
ÖZKAN: HOCALI KATLİMINI DÜNYA BİLMESİNE RAĞMEN ÜÇ MAYMUNU OYNUYOR
Türk Konseyi Genel Sekreterinin “26 Şubat - Hocalı Katliamını Anma Günü münasebetiyle mesajı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu: Ermenistan’dan samimiyet beklentisi fazlaca iyimserlik olur
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te Hocalı katliamı kurbanları anıldı
Bakan ilk kez açıkladı: Zehirli silah vermiş...
Tüm haberler