...

Ayhan Demir: Küfür tek millettir!

Türkiye Materials 3 Şubat 2016 11:07
Türk halkının büyük bölümü, keskin nişancı anlamına gelen “Sniper”kelimesini, 1992-95 yıllarında öğrendi. Yüzlerce Boşnak Müslüman, tam 43 ay boyunca devam eden Saraybosna kuşatmasında, Sırp Çetnik keskin nişancıların hedefi oldular.
Ayhan Demir: Küfür tek millettir!

Читайте Trend в

Türk halkının büyük bölümü, keskin nişancı anlamına gelen "Sniper"kelimesini, 1992-95 yıllarında öğrendi. Yüzlerce Boşnak Müslüman, tam 43 ay boyunca devam eden Saraybosna kuşatmasında, Sırp Çetnik keskin nişancıların hedefi oldular.

Sırp Çetnik keskin nişancıların Saraybosna'daki ilk kurbanı, 24 yaşındaki,Suada Dilberoviç isimli bir kız oldu. Tıp fakültesi öğrencisi olan Dilberoviç'in tek günahı, barış yürüyüşüne katılmak idi.

İçerisinde "barış" kelimesi bulunan hiçbir şeye tahammülü olmayan Sırp Çetnikler, bu "barış yürüyüşünü" de kana buladılar.

Sırp Demokratik Partisi-SDS binası ve Holiday Inn Hoteli'ne yerleşen Sırp Çetnik keskin nişancılar, Milyatska Nehri üzerindeki Vrbanya Köprüsü'nde, Suada Dilberoviç'i katlettiler. Aynı gün altı kişinin daha hayatını kaybettiği bu köprüye, Suada Dilberoviç'in ismi verildi.

6 Nisan 1992'de Suada Dilberoviç'in şehit eden kurşun, Saraybosna kuşatmasında atılan ilk kurşun ve Suada Dilberoviç, Saraybosna kuşatmasının ilk şehidi oldular.

O günden sonra pencereler ve balkonlar, kesinlikle uzak durulması gereken yerler haline geldi.

O günden sonra sokağa çıkan Boşnaklar için ise hayatta kalabilmenin öncelikli şartı, hızlı ve çapraz koşular oldu.

O günden sonra Saraybosna sokaklarında yürürken dalgınlığa düşmek; sakat kalmak ya da ölmek demekti.

Sırp Çentikler, hastaneleri, kütüphaneleri, pazar yerlerini, ekmek ya da su bulmaya çalışan sivilleri bile öldürmekten çekinmediler.

Saraybosna'nın her bir köşesinde yer alan "Dikkat! Sniper!" ifadesi, "Dikkat! Köpek Var!" levhası kadar, tabii ve dikkat edilmesi gereken bir ikaz oluvermişti.

Dört yıllık savaşın ardından 14 Aralık 1995'de imzalanan Dayton Anlaşması, her ne kadar silahları sustursa da, Sırp Çetnik keskin nişancıları durduramadı. Sırp Çetnikler, Saraybosna tepelerini terk ettiler ama tek ve en iyi bildikleri işi sürdürdüler. Dünyanın çeşitli yerlerinde, insan öldürmeye devam ettiler.

Sırp Çetnik keskin nişancılar, Sırbistan ve Rusya'nın doğrudan ya da dolaylı, tarafı oldukları tüm çatışmalarda yer aldılar. Çeçenistan'da, Kosova'da, Kırım'da ve Suriye'deki katliamların, gönüllü ya da kiralık, suç ortağı oldular, oluyorlar.

Osman Sağırlı'nın Halep izlenimlerini anlatırken kullandığı "Güvenliğimi sağlayan grubun lideri "Arkadaşlarımız, binalarda Sırp keskin nişancıların olduğunu söylüyor" ifadeleri, Sırp Çetnik keskin nişancılar ile Esad arasındaki işbirliğini doğruluyor. (05.01.2013, Türkiye Gazetesi)

Rusya'nın Kırım'ı işgal ettiği 2014 yılında, Rus İtartas Haber Ajansı'na konuşan Milutin Malişiç'in "Bizler, Rusların yardım talebine cevap vermeye geldik" sözleri, Sırp Çetnikler ile Rusya arasındaki yol arkadaşlığını açıkça ortaya koyuyor.

Sırp Çetniklerin Rusya'ya verdiği desteğin bir başka delili de, Vice News muhabiri Simon Ostrovski'ye konuşan Bratislav Jivkoviç'in, "Bosna Hersek, Hırvatistan ve Kosova'da savaştık. Bosna Hersek ve Kosova'daki savaşlarda Rus gönüllüler bize destek oldu. Şimdi biz de Rusya'ya yardım için buradayız" ifadeleridir.

"Adriyatik'ten İran'a tüm Türkleri temizleme" parolasıyla yola çıkan Sırp Çetnik keskin nişancıların suç listesinde, elbette Türkiye de yer alıyor. Sırp Çetnikler, terör örgütü PKK ile yakın dirsek temasındalar.

"İstihbarat birimlerinin, PKK tarafından kiralanan, Sırp uyruklu üç keskin nişancıyı Türkiye'ye getirildiği yönünde tespitlerinin olduğu" Türk basınına yansımıştı. Hedefleri de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül idi. (19.07.2010, Habertürk)

Diyarbakır ve Şırnak'tan gelen haberler, PKK ile Sırp Çetnikler arasındaki ittifakı bir kez daha gözler önüne serdi. Sur'da bir Sırp ajanı ve Cizrede iki Sırp keskin nişancı ele geçirildi.

Terör örgütü PKK'nın Avrupa ülkelerine sevk ettiği uyuşturucunun, bir dönem Sırplar tarafından taşındığını ve Sırpların, Yugoslavya döneminden beri, PKK'ya silah eğitimi verdiğini bilenler için bu haberler hiç de şaşırtıcı değil.

Güneyimizde olan bitenler, şu hakikati bir kez daha hatırlatıyor: "Küfür tek millettir!"

Her şey çok net: Bu mücadele, iman ve küfür ordusu arasındaki hak ve batıl mücadelesidir. Elbette, "Zafer inanlarındır ve zafer yakındır."

TEŞEKKÜR VE HATIRLATMA

Türkiye Diyanet Vakfı yetkilileri, bizimle irtibata geçtiler. "FETÖ/PDY, Arnavutluk'ta harekete geçti" başlıklı yazımızda ve önceki yazılarımızda bahsettiğimiz FETÖ/PDY'cilerin işlerine son verildiğini ifade ettiler. Duyarlılıklarından dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz.

TDV yetkililerine birkaç hatırlatmada daha bulunmak istiyoruz. Cami inşaatının denetim işini üstlenen "ICE firmasının ortaklarından Bernard Dyrmishi'nin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu" iddia ediliyor. Dyrmishi'nin, "bu yapıyla bağlantılı olduğu" iddia edilen, Arnavutluk Uluslararası Ticaret ve Kalkınma Odası-ACITAD Başkanı olması da bu iddiaları güçlendiriyor. Ayrıca, cami inşaatını üstlenen "EDİL-AL'ın da, FETÖ/PDY ile derin ilişkide olduğu" da ifade ediliyor.

Ayhan Demir-Yeniakit

Son Haberler

Son Haberler