...

Ayhan Demir: İsrail, İngiltere-Amerika ilişkisinin “gayrimeşru” mahsülüdür

Politika Materials 23 Aralık 2015 16:12
Ayhan Demir: İsrail, İngiltere-Amerika ilişkisinin “gayrimeşru” mahsülüdür
Ayhan Demir: İsrail, İngiltere-Amerika ilişkisinin “gayrimeşru” mahsülüdür

Читайте Trend в

Ayhan Demir - Yeniakit

Siyonist İsrail, İngiltere-Amerika ilişkisinin "gayrimeşru" mahsülüdür.

İngiltere, önce Filistin'i işgal edip Yahudilerin oraya gelmesini sağlamış, sonra da yerini ve silahlarını Yahudilere bırakmıştır.

Amerika ise o tarihten yani 1948'den itibaren bütün imkanlarını İsrail'i yaşatmak için kullanmıştır. Zaten, İsrail'i ilk tanıyan da Amerika'dır. Amerika, bağımsızlık ilanından tam 11 dakika sonra İsrail'i tanıdı.

Yüzyıllar boyunca kan ve gözyaşı deryası olan Avrupa, İsrail'in kuruluşundan sonra hiç savaş görmedi. Buna karşılık, İslam dünyası 1948'den sonra gün yüzü görmemiştir.

İsrail'in ilanıyla birlikte, İsrail ile Müslümanlar arasında birçok savaş olmuştur. Yahudiler, zorla ele geçirdikleri topraklara adeta bir kene gibi yapışmışlardır.

Siyonist İsrail, Müslümanlar arasındaki uyuşmazlıktan faydalanarak kurulmuştur. Yine aynı uyuşmazlıktan faydalanarak, varlığını sürdürmeye çalışıyor.

İsrail işgali altındaki Filistin'de "İki Filistin"den söz ediliyor. Birlik olup işgalci İsrail ile savaşacaklarına, laik El-Fetih ile anti-laik Hamas, birbirleriyle mücadele ediyorlar.

İsrail'in karşısındaki en büyük güçlerden biri olan Mısır'da da laikler ve anti-laikler olmak üzere "İki Mısır" var.

Siyonist İsrail'in en çok çekindiği ülke olan Türkiye de, laikler ve anti-laikler olmak üzere "İki Türkiye" haline getirilmek isteniyor.

İsrail, dış göçle, yani taşıma su ile kurulmuştur. Yahudi soyundan geldiğini belgeleyen herkesi, "Yahudilerin anayurda dönüş hakkı"ndan yararlandırarak, göçmen olarak kabul ediyor.

İsrail, Sovyetler Birliği dağıldığından beri, Rusya'dan düzenli olarak Yahudi göçmen alıyor. Sadece Rusya'dan değil, Amerika'dan, Fransa'dan ve dünyanın her bir köşesinden. Her yıl ortalama 20 bin Yahudi göçmen İsrail'e geliyor.

Ne derler bilirsiniz: Taşıma su ile değirmen dönmez. Dönse bile, bir yere kadar döner.

Her türlü imkana rağmen İsrail'deki Yahudi göçmenler, gergin ve mutsuzlar. Kolay mı işgal edilmiş topraklarda; her sabah çocuklarını, koruma araçları eşliğinde okullarına göndermek, elini kolunu sallayarak alışverişe gidememek, gönül rahatlığı ile çimenlerin üzerine uzanamamak.

İsrail, çok korkuyor. Korkusunu daha büyük bir korku salarak bastırmaya çalışıyor. İşgal ettiği topraklarda döktüğü bunca kan ve gözyaşı ancak bu şekilde açıklanabilir. İsrailli bir parlamenterin: "Biz İsrail'in kuruluş yıldönümlerini çok büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Çünkü bu devletin on sene sonrasını göreceğimizden emin değiliz" sözleri de bu korkunun açık bir ifadesidir.

Gelelim İsrail - Türkiye münasebetlerine...

Türkiye, İsrail'in ilanından yaklaşık bir yıl sonrasına denk gelen, 28 Mart 1949'a kadar Siyonist İsrail'i tanımayı reddetti. Ancak bu tarihten sonra hızla Araplardan desteğini çekti. Batıcı ve Siyonist İsrail'i destekleyen bir çizgiye yöneldi.

Türkiye'nin bu duruş değişikliğinin yerel zihinlere nasıl yansıdığını en iyi anlatan örnek Hüsrev Hatemi'nin, 1950'li yıllara ait bir anısıdır. Hüsrev Hatemi, Anıcak Ol Meclisi isimli eserinde, o anıyı şu şekilde anlatır: "Bir arkadaşımla İnci sinemasına gitmiştik. O yıllarda, film başlamadan önce 'Dünya haberleri' gösterilirdi. Bu haberler sırasında, İsrail askerlerinin bir Mısır tankını, içindeki ölü Mısırlılarla birlikte ele geçirdikleri ve ellerindeki İsrail bayrağını açarak tank üzerine çıktıkları gösterildi. Salondaki alkış gürültüsü kulaklarımdan hâlâ gitmiyor. Haberler bitip asıl film beklenirken, yanımdaki arkadaşa bu sahneyi niye alkışladığını sordum. Günümüzde tanınmış bir doktor olan bu kişi, 'Yok artık, bir de Arapları mı tutuyorsun? Onların Birinci Dünya Savaşı'nda bize yaptıklarına karşı benim alkışım az bile' demez mi?" [Sayfa 63]

Dün böyle idi. Fakat bugün Türk halkı, büyük ölçüde istikamet değiştirdi. İsrail'in Müslümanlara yaptığı zulme karşı, adeta tek vücut oldu.

Türkiye'nin, İsrail sorunu karşısında "toplumsal mutabakat" sağlanmasında; yıllarca Siyonist tehlikeye dikkat çeken, İsrail bölgede durdukça, Türkiye'nin rahat edemeyeceğini dile getiren rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocanın oldukça önemli bir payı vardır.

İsrail tehlikesini işaret eden bir diğer isim de rahmetli Nurettin Topçu'dur. Topçu, Temmuz 1967 yılında kaleme aldığı İslam Davası ve Yahudilik başlıklı yazısında şunu söyler: "İsrail orada durdukça, İslam ve Türk dünyası tehlikededir. İstikbal ya birinin, ya ötekinindir."

Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın "one minute" çıkışıyla, bu tehlikenin altını, bir kez daha, kalın bir şekilde çizmiştir.

Gelin görün ki bugün Türk halkı ezici çoğunlukla İsrail'i sevmezken, tehdit olarak görürken; bazı siyasilerimiz, bu işgalcileri 'dost' olarak nitelendirmekte ısrar ediyor. Bunları görüyor, duyuyor ve üzülüyoruz.

Siyonist İsrail'den, Türkiye ve insanlığa; dost da olmaz, post da olmaz!

İsrail, insanlığın çürük dişidir. Hiçbir tedaviye cevap vermeyen İsrail'e karşı durmak, bir insanlık vazifesidir.

YeniAkit

Son Haberler

Son Haberler