...

Bakan Faruk Özlü : Ülke olarak Ar-Ge ve inovasyon ekosistemimizi güçlendiren politikalar izliyoruz (ÖZEL)

Bilim teknoloji Materials 6 Aralık 2017 15:08
Bakan Faruk Özlü : Ülke olarak Ar-Ge ve inovasyon ekosistemimizi güçlendiren politikalar izliyoruz
Bakan Faruk Özlü : Ülke olarak Ar-Ge ve inovasyon ekosistemimizi güçlendiren politikalar izliyoruz (ÖZEL)

Читайте Trend в

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, Trend Haber Ajansı’nın sorularına ilişkin olarak Trend Haber Ajansı için özel makale kaleme aldı.

İşte bakan Faruk Özülü’nün Trend Haber Ajansı için yazdığı özel makale.

Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini destekleyerek teknoloji geliştirmeye yönelik politikalarla sanayisini destekleyen ülkeler dünya rekabet sıralamasında üst sıralarda yer almaktadır. Bu nedenle, uluslararası rekabet gücümüzü kalıcı olarak artırmamız için teknoloji kullanan veya transfer eden ülke olmanın ötesine geçerek, güçlü bir Ar-Ge ve yenilik ekosistemi ile teknoloji üreten ülke olmamız gerekir.

Nitekim, uluslararası rekabet unsurlarının tarihsel gelişim sürecine bakıldığında, 1960’ların sonlarına kadar olan dönemde yaşanan yoğun rekabetin temelinde üretim üstünlüğünün olduğu görülmektedir. 1970’li yılların sonlarına doğru teknolojinin etkisinin giderek artmaya başlamasıyla, üretim girdileri ucuz olarak sağlanmış ve düşük maliyetli rekabet dönemi başlamıştır. 1980’li yıllarda tüketici ihtiyaçlarının değişim göstermeye başlaması ve sadece ihtiyaçlarını karşılayan değil beklentilerine de hitap eden ürünleri talep etmeleri, kalite odaklı rekabeti ortaya çıkarmıştır. 1990’lı yıllarda ise arzın talebi aşması, ürün çeşitliliğini artırarak ürünlerin pazara girişini hızlandırmış ve rekabet ölçütü hız ve esneklik olmuştur. 2000’li yılların başından itibaren rekabetçi ortamda başarılı olabilmek için yenilik ön plana çıkmıştır. Günümüzde ise artık akıllı robotlar, büyük veri, nesnelerin interneti, 3D baskı, bulut gibi dijital teknolojiler ile tetiklenen 4. Sanayi Devrimi’nden söz edilmektedir.

Teknoloji ve yenilikte yaşanan tüm bu gelişmelerin yakından takip edilerek ülkemizin küresel rekabette üst sıralarda yer almasının sağlanması amacıyla Ulusal Yenilik Sistemi 2023 yılı hedefleri Ar-Ge harcamalarının GSYH içerisindeki payının %3’e çıkarılması; Özel sektör Ar-Ge harcamalarının GSYH içerisindeki payının %2’ye çıkarılması; Tam Zamanlı Eşdeğer araştırmacı sayısının 300.000’e ulaşması; Özel sektör Tam Zamanlı Eşdeğer araştırmacı sayısının 180.000’e ulaşması olarak belirlenmiştir.

Ülke olarak bilim ve teknolojide hızlı bir şekilde ilerlememiz ve bunu kalıcı hale getirmemiz için öncelikli olarak Ar-Ge ve yenilik kültürünü ve beraberinde Ar-Ge ve yenilik ekosistemini güçlendirmemiz gerekmektedir. Buradan hareketle, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve ilgili kuruluşlarımız olan TÜBİTAK ve KOSGEB tarafından Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini desteklemek için çeşitli destek ve teşvik programları yürütülmektedir. Bu kapsamda, üniversite-sanayi işbirliğinin kurumsal ara yüzleri olan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) oluşturulmaktadır. Bugün itibarı ile kurulan 69 TGB’den 55’i faaliyet göstermektedir. TGB’lerde 40 bini aşkın Ar-Ge personeli istihdam edilmektedir. Ar-Ge faaliyetlerini güçlü kurumsal yapılar haline getirmek üzere Ar-Ge Merkezleri Teşvik Programı oluşturulmuştur. Bugüne kadar onaylanan 730 (1 aralık 2017 itibariyle) Ar-Ge Merkezi’nde 30 bini aşkın Ar-Ge personeli ile Ar-Ge projeleri yürütülmektedir.

Bununla birlikte, Bakanlığımız ilgili kuruluşu olan TÜBİTAK tarafından ülkemizde Ar-Ge proje kültürünü artırmaya ve üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirmeye yönelik olarak, Sanayi Tezleri Programı (San-Tez), 1505 Üniversite-Sanayi İşbirliği Destek Programı ve 1503 Proje Pazarları gibi destek programları ile Ar-Ge sonucu ortaya çıkan teknolojik ürünlerin seri üretimine yönelik olarak Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı yürütülmektedir.

Ayrıca, sanayimizin küresel ortamda sürdürülebilir rekabetçiliği arttırılmış, verimliliği yüksek, nitelikli iş gücünün istihdam edildiği akıllı üretim sistemlerine geçişi ve teknolojik dönüşümü için ihtiyaç duyulacak politika, strateji, eylem planları ve süreçlerinin belirlenmesi, uygulama mekanizmalarının geliştirilmesi, uygulanması, sonuçlarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi, ulusal ve uluslararası gelişmelerin izlenmesi, değerlendirilmesi, araştırma ve analizlerin yapılması/yaptırılması, ulusal ve uluslararası projelerin yürütülmesi, kamu, sanayi, üniversiteler, araştırma kurumları ve sivil toplum kuruluşları işbirliğinin sağlanması amacıyla “Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu” kurulmuş ve çalışmalarına başlamıştır.

Diğer taraftan Ülkemizde Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği'nde paydaşlar arasındaki sinerjiyi artırmak, ulusal yenilik ekosisteminde bu işbirliğini geliştirmek, sanayimizi rekabet gücü ve katma değeri yüksek, yenilikçi ürünler üretebilen yüksek teknoloji ağırlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla Türkiye Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği (KÜSİ) Stratejisi ve Eylem Planı oluşturulmuştur. 2015-2018 yıllarını kapsayan söz konusu Strateji Belgesi kapsamında temel olarak aşağıdaki 5 hedef çerçevesinde belirlenen eylemler Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, Türk Patent ve Marka Kurumu, Kalkınma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK tarafından yürütülmektedir.

Türkiye Kamu-üniversite-sanayi işbirliği stratejisi ve eylem planı 2015-2018 hedefleri

1- İşbirliğinde Kurumsal Yapılanma, İletişim ve Algıyı Oluşturmak

2- Hukuki Düzenlemeleri Yapmak

3- Finansal Kaynaklar ve Destek Mekanizmaları Geliştirmek

4- Küsi Paydaşlarının İdari ve Teknik Altyapısını Geliştirmek

5- Nitelikli İnsan Kaynağını Geliştirmek

6- Fikri ve Sınai Mülkiyet Haklarını Korumak ve Ticarileştirme Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği Stratejisi ve Eylem Planı 2015-2018 Hedefleri

Bu çerçevede, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesini arttırarak ülke ekonomisinin gelişmesinde önemli bir yeri bulunan Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği’ni güçlendirmek ve yaygınlaştırmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sanayi kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon ve yönlendirme faaliyetleri yürütmek amacıyla 81 ilimizi temsil eden ve 96 öğretim üyesinin yer aldığı KÜSİ Çalışma Grubu oluşturulmuştur. KÜSİ Çalışma Grubu sanayimizin Ar-Ge ve yenilik kültürünün arttırılması ve üniversitelerimiz ile ortak Ar-Ge ve yenilik projeleri geliştirmelerini yönlendirmek amacıyla, bugüne kadar 1.960 firmamızı ziyaret ederek bilgilendirme faaliyetleri yürütmüştür.

Ayrıca, KÜSİ faaliyetlerinin sahiplenilmesinin ve koordinasyonunun sağlanması amacıyla 81 ilimizde, KÜSİ Çalışma Grubu üyesi ile birlikte kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, Kalkınma Ajansları, OSB’ler, TGB’ler ve STK’lardan temsilcilerin yer aldığı KÜSİ İl Planlama ve Geliştirme Kurulları oluşturulmuştur. İllerdeki KÜSİ faaliyetlerini değerlendirmek üzere 6 aylık dönemler halinde toplanan Kurul bugüne kadar 329 toplantı gerçekleştirmiştir.

KÜSİ Çalışma Grubu ile İl Planlama ve Geliştirme Kurullarının performanslarını ve yürütülen çalışmaların Ar-Ge ve yenilik ekosistemine katkısını değerlendirmek üzere etki analizi çalışmalarına da başlanmıştır.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen tüm bu faaliyetler ve destek programları ile ülkemizde Ar-Ge ve yenilik ekosisteminin gelişmeye başladığı gözlenmektedir. Bu doğrultudaki çalışmalara önümüzdeki dönemde de devam edilecektir.

Ar-Ge, Teknoloji ve Yenilik Ekosistemine Yeni Yaklaşım

Ülkemiz genelinde araştırma ve geliştirmeye verilen önem neticesinde; 2004-2015 yılları içerisinde Ar-Ge harcamaları üç katına çıkarak yaklaşık 21 milyar TL’ye ulaşmış ve Ar-Ge harcamalarının GSYİH içerisindeki oranı kritik eşik olan %1’i aşmıştır. Ayrıca, Tam Zaman Eşdeğer (TZE) araştırmacı sayısı 122.000’i aşmıştır.

2004 yılında Ar-Ge harcaması içerisinde %24’lük bir paya sahip olan özel sektörün payı ise iki kat artarak 2015 yılında %50’ye çıkmıştır.

Diğer taraftan yüksek teknolojili sektörlerdeki ihracatımızın toplam ihracatımıza oranının ise yaklaşık %2 civarında olduğu ve bu oranın orta-düşük gelir grubundaki ülkelerdeki orandan daha düşük olduğu da görülmektedir.

Bu çerçevede, teknoloji yönetiminde yapısal bir dönüşüm öngörülerek, yeni bir anlayışla ve yeni bir stratejiyle, ülkemizin teknoloji üretme kapasitesinin arttırılması ve cari açığı azaltmak için mevcut sistemin yeniden yapılandırılması çalışmaları başlatılmıştır. Öngörülen yeni yapıda bilim, teknoloji ve sanayi politikası arasında bir bağ kurularak, sanayimize teknoloji enjekte etmek, bilimden teknolojiye, teknolojiden sanayiye girdi sağlamak ve teknoloji açığımızı kapatmak suretiyle cari açığımıza da kapatmayı hedeflemekteyiz.

Bilimde, teknolojide, sanayide takip edilecek politikaların, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de siyasi irade tarafından belirlenmesi gerektiğinden hareketle, politika belirleyici yapı olarak Bilim Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu’nun oluşturulması planlanmakta, TÜBİTAK teknoloji odaklı projelerin yürütücüsü olarak konumlandırılıp, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin icra edildiği araştırma merkezleri ve enstitülerin TÜBİTAK bünyesinden çıkarılarak daha etkin bir yapıya kavuşturulması hedeflenmektedir. Böylelikle teknoloji yönetiminde politika yapma, kaynak sağlama ve uygulama görevlerini icra eden yapıların birbirinden ayrılması ve dünyadaki benzer yapılar ile eşdeğer bir sisteme geçilmesi öngörülmektedir.

Ayrıca, mevcut sistemde farklı kurumlar tarafından yapılan Ar-Ge harcamalarına ilişkin bütçenin bir yerde toplanması ve söz konusu kaynağın ülkenin stratejik hedefleri doğrultusunda harcanarak etki analizinin yapılması amacıyla Ar-Ge ve Teknoloji Özel Hesabı kurulacaktır. Böylece araştırma, geliştirme, teknoloji ve yenilik değer zincirinde politika belirlemede, temel ve uygulamalı araştırmada, ürün geliştirme ve ticarileştirmede bütün paydaşların rolleri net bir hale getirilmektedir.

Tasarlanan yeni yapı ile teknolojiyi takip eden değil, teknolojiyi üreten bir ülke olarak, ülkemizin bilim merkezi, teknoloji üssü ve ileri sanayi ülkesi olması yolunda önemli bir adım atılmış olacaktır. Bu çerçevede, araştırma, geliştirme, teknoloji ve yenilik politikalarının belirlenmesi, araştırma, geliştirme ve teknolojiye yönelik kaynakların tek elden yönetimi ve TÜBİTAK’ın program yönetimine geçişine dayalı bir sistem kurularak, sonuç odaklı ve performansa dayalı bir izleme ve değerlendirme ile araştırma, geliştirme, teknoloji ve yenilik ekosisteminin etkinliği sağlanacaktır. Böylelikle, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içerisindeki payının %3’e çıkarılması; özel sektör Ar-Ge harcaması payının 2/3 oranına yükseltilmesi; ihracatımızın içinde halen yaklaşık %2 civarında olan yüksek teknolojili ürünlerin payının AB üyesi ülkelerin ortalaması olan %20’lere ulaştırılması hedeflenmektedir.

Etiketler:
Son Haberler

Son Haberler