...

İslam dünyası gecikmeden aklını başına devşirmeli (Özel Haber)

Yorum Materials 15 Aralık 2015 15:08
İslam dünyası gecikmeden aklını başına devşirmeli (Özel Haber)
İslam dünyası gecikmeden aklını başına devşirmeli (Özel Haber)

Читайте Trend в

Trend Haber Ajansı Türkiye Masası

MAZLUMDER GYK Üyesi. MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Recep Karagöz Trend Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Ruysa-Türkiye ilişkilerindeki gerginliği, Suriye krizi ve İsrail ilişkilerinin geleceğini değerlendirdi

Recep Karagöz
Rusya ile tarihin belli dönemlerinde çetin savaşlarımız ve son derece ciddi ihtilaflarımız oldu. Sovyetler Birliği döneminde Kafkasya'da işledikleri zulümler ve 20 Ocak 1990 Bakü katliamı daha hafızalarımızdan silinmemiştir. Bakü'deki Şehitler Hiyabanı bunun canlı şahidi olarak yerinde duruyor. Küresel güçlerin emperyalist çıkarlarına yönelik alçakça oyunlarına sahne olan Ortadoğu ve daha özelde Suriye sorununda Rusya ile yeniden sıcak karşılaşma ile karşı karşıyayız. Emperyalist küresel güçler Ortadoğu'da çıkarlarını geçmişte bölgedeki taşeron yapılar üzerinden korumaya çalıştılar. Dün masa başında cetvelle sınırlarını çizip böldükleri toprakları bugün yeniden daha da bölmenin peşindeler. Bunun için bir yandan etnik yapıları kışkırtıyorlar, öte yandan İslam dünyasının yumuşak karnı mezhep ayrışmasını körüklüyorlar. Arap Baharı diye niyelendirilen halkların meşru talepleri Kuzey Afrika üzerinden Suriye'ye dayandığında bugünleri öngörmüş ve asla şiddete yönelinmemesi uyarılarında bulunmuştuk. Bu uyarımızın çok etraflı sebepleri vardı. Suriye'nin arka kısmının Arap yarımadası olması, bundan mütevelli ABD'nin emperyalist sömürgesi topraklarına bu dalganın ulaşmasını engellemek ve Suriye'de boğmak için her türlü alçakça yönteme başvuracağını öngörmüştük.
Öte yandan Rusya'nın Ortadoğu'da ayak bastığı tek ülkenin Suriye olduğu gerçeğinden hareketle bu imkanını kaybetmemek pahasına her türlü yolu meşru göreceğini de kestirebiliyorduk. Suriye ve Ortadoğu'da var olan sorunların ve coğrafik bölünmüşlüğün çözümü asla etnik ve mezhep farklılıkları üzerinden çözülemeyeceği açıktır. Dahası etnik ve mezhep üzerinden sorunları çözmeye çalışmak tam da emperyalist küresel güçlerin amacına hizmet etmektedir. Suriye ve Irak başta olmak üzere var olan sorunları küresel güçlerle işbirliği yaparak değil bölge ülkeleri kendi aralarında fikir ve güç birliği yaparak çözebilir. Daha da geçikmeden İslam dünyası aklını başına devşirmeli ve Rusya-ABD gibi küresel emperyalist güçlerin oyunlarına alet olmadan sorunlarını kendi içinde çözerek direnç cephesi oluşturmalıdır. Bir gerçeği gözden kaçırmamalıyız. Bölgede yalnızca Rusya yok, ABD de var. İki emperyalist güç arasında bir çıkar kavgası var. Bizler söz konusu güçlerin bir tarafında olmak zorunda değiliz. Kavgaya emperyalist küresel güçlerin birinin yanında girmemiz biz taşeron olmaktan öte bir yere taşımaz. Bu hiç bir şekilde adil olmaz ve bölgeye de adalet getirmez.
Siyonist İsrail devleti bizim nazarımızda asla meşru değildir. İsrail, Batı'nın İslam coğrafyasına bir hançer gibi sapladığı işgalci bir yapıdır. İşgal ettiği topraklarda terör estirerek yerli halkı tehcire mahkum etip topraklarını her geçen gün genişleten bir yapıtır. Birleşmiş Milletler'in dahi uyarı ve ihtarlarını hiçe sayan, adeta dalga geçen bir yapılanmadır. Bu bağlamda Türkiye-İsrail ilişkileri en başta çarpık oluşturulmuştur. Yani Türkiye'nin İsrail'i kuruluşunda tanıyan ilk ülkeler arasında olması ile başlayan bir çarpık ilişki. İsrail ile ilişkilerin düzeltilmesi gibi bir yaklaşım, İsrail'in işgalciliğine meşruiyet kazandırmaktır. Hatta 67, 48 sınırlarını dahi gündeme taşımak İsrail'i tanımak olarak nitelendirilmelidir. İşgal edilen topraklar ivedilikle asıl sahiplerine terk edilmelidir. Terk edilene ve Filistin topraklarında tüm etnik ve dini yapılar meşru bir yönetim oluşturuncaya kadar bu siyonist işgalci yapıyla mücadele verilmelidir. Bu mücadele salt Türkiye'nin sorumluluğu değil, tüm adalet yanlısı ülke ve halkların sorumluluğudur.

Son Haberler

Son Haberler